Bu yazıma bazılarının tepki göstereceğini biliyorum. Ancak bir takım yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmam şart. İşveren Marka Yönetiminini; bir şirketin mevcut/potansiyel çalışanlarının zihninde “çalışılabilecek en iyi yer” algısı yaratma süreci olarak tanımlamıştım. Ayrıca pek çok defalar bu algıyı, prestij, içtenlik, coşku, yeterlilik gibi sembolik özellikler kullanılarak oluşturulmasının önemini vurgulamıştım. Burada amaç, işletmeye sürdürülebilir bir rekabet avantajı yaratmaktı.
İşveren Marka Yönetimi Çalışmalarına Başlamadan Önce Cevaplanması Gereken Sorular
İşveren Markası, İK gündeminin en popüler konularından birisi ve popülerliği gün geçtikçe artıyor. Bu durum özellikle gelişmeleri geç fark eden şirketleri, apar topar bir şeyler yapmaya yöneltiyor. Aslında bu çalışmaların büyük bir kısmı, tepe yönetimi sorduğunda hazırlıksız yakalanmamak, “Biz de İşveren Marka Yönetimine geçtik” diyebilmek için. Bunun için alelacele bir Çalışan Değer Önerisi oluşturup bir […]
Şirketinizi Bir İşveren Olarak Nasıl Farklılaştırabilirsiniz?
Son iki yazımda insanların zihnindeki marka merdiveninde yükselebilmenin temel şartının “farklılaşma” olduğunun altını çizmiştim. Bugün bir şirketin işveren markasını nasıl farklılaştırabileceği üzerinde duracağım. Ancak öncelikle sizden şirketinizin ve rakiplerinizin kariyer sayfalarında yer alan sloganları gözünüzün önüne getirmenizi rica ediyorum. Ben biraz holdinglerin kariyer sayfalarında dolaştım. İşte gördüğüm ifadelerden bazıları: “Toplam Ücret Yönetimi ve Ödüllendirme”, “Çalışanların […]






Follow Us!